Kalmadı Tahammülüm

0
151

Ben her sabah kokunla uyanırım; sesinle boyanırım.

 

Benim mâbed-î bûsem, ezberimin oyası;

revnâk tutmuş düşlere adını taşıyorum.

Güllerin, nergislerin, zambakların ziyası

iniyor hazinenden, göğsüme perde perde…

Nefsin tüm nakışları ipek atlasımda mum,

kokuna uyandığım o bâkir vakitlerde…

 

Baskın yiyorum birden, coğrafyam yalınayak,

gözlerim imdadımı emziriyor, boşluğa…

Dağ figana duruyor, yankılanıyor koyak;

ardından kırılıyor heybeti hırçın yarın…

Mâbed-î bûsem benim, kıpkırmızı kuşluğa

feryatları düşüyor, kokuna durmuşların.

 

Yeri pençeliyorum köklü bir çınar gibi,

gökyüzüne yaslanıp, ağladığım oluyor.

Mâbed-î bûsem benim, â’rafımın sâhibi,

ay günden hayâ eder, perçemin açtığında…

Hasım bellerim cana, cananın hatminden kor

söz dinlemez rüzgârlar, kokunu saçtığında…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here