Halep Oradaysa Sivas Burada

0
6

“Havalar ısındı, kır gerek bize, engin ovadan esen serin rüzgÂr, toynakların deleceği topraklar, ayranın, katığın şişirmeyeceği, yaz günü etin ağırlık etmeyeceği iklim. Bir çadır, üç, beş davar, iki it, bir hanım, dört çocuk, bineğim değil mi dünyada mülküm. Mülk dediysek yoldaş hatta at, kardaş. Taşıması kolay, taşınması zahmetsiz. Evden eve nakliyata gerek yok, evi oradan oraya naklediyoruz. Kışın güzel buralar, kar yok, boranı bilmez, tipiyi görmeyiz de yazın çekilmez. Halep, Türk’ün toprağı yıllardır, dibimizde Araplar. Çok başkaldırdılar, Osmanlı susturun deyince biz de komşu demedik, kelle aldık. Komşu denmezdi çünkü artık.

Vakit, yola koyulmak vakti. Eyerlensin atlar, vurulsun tımarlar, bilensin pusatlar, giyinsin avratlar, uzun siyah saçlar tel tel dökülsün! Yol uzun, yol çileli, ben ise kendimi bildim bileli bu güzergâh üzerinde onlaynım. Kış gelince yaza, yaz gelince kışa kaçanım. Yörüğüm ben yörürüm, zoru erken görür, yola revan olurum, kim bilir belki bu yolda ölürüm. Ölebilirim evet, ama umrumda mı? Yanmayayım yeter ki sıcakta, ekşimesin yoğurdum bakraçta. Haydi haydi göç düzülsün şafakta!”

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin