DİLEMMA

0
21

Esmer bir gülümseyiş ile bakıyordu karşısında oturanlara. Masa üstünde duran renk renk kâğıt yığınları ve parlak metaller de ona gülümsüyordu. Sanki kâğıt ve metal üzerindeki resimler dile gelmiş, “Artık sana aidim” diyordu. Onlara doğru uzandı ve her zaman önündekini itmeye alışık olan elleri, bu kez aksini yapıp tüm paraları kendi tarafına doğru çekti. Şimdi resimlerle beraber kendisi de kahkahalar atıyordu. Ardından resimler bir bir bulunduğu yerden çıkıp etrafında dönmeye başladı. Kimi sırtını sıvazlıyor kimi ellerini sıkıp tebrik ediyor kimi de eğilip kulağına mahrem perdeden konuşurcasına bir şeyler fısıldıyordu. O da bunlara tek tek karşılık veriyor ve “Nihayet, nihayet benimsiniz!” cümlesini yineleyip duruyordu. Felâketin yerle bir ettiği bu adamı, şimdi mutluluk duygusu kaplamış, onu göklerde uçuruyordu…

***

Mâsum değil uykularımız, mâsum değiliz uykumuzda bile. Rüyalarda öldürüyoruz hayallerimizi sonra da iyiye yoruyoruz gördüklerimizi. O da rüyasında gördüklerini iyiye yormuştu. Yattığı yatakta sağdan sola dönerken gözleri açılıverdi. Kısa bir süre, nerede olduğunu anlamak için bekledi. Gözlerinde hâlâ gördüğü rüyanın parıltısı, dudaklarında ise zaferin tebessümü asılıydı. İyiye yormuştu bir kere. Bu bir işaretti ve bu kez, şimdiye kadar kaybettiği tüm paraları kazanacaktı. Pelte gibi yığılan bedenini topladı ve âni bir hareketle yataktan fırladı. Başucunda her zaman hazır bulunan giysilerini bir çırpıda giyip odadan koşar adım çıktı. Giysileri gibi her daim hazırlanan kahvaltı masasının yanından geçerken bir şeyler söylemeye tenezzül bile etmedi…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin