Boyunduruk

0
129

Hayat, kâinat, insan, eski anlam dünyası kayboldu. Güzellikleri dikkate almıyor ve inşâ edemiyoruz. Sevgi şifresi çözülemez oldu. Asûmanî ödüller unutuldu.

Kendimize kıymet biçemediğimiz gibi, insan hikâyelerini de okuyup değerlendiremiyoruz. Bir noktada takılı kalıyor, saplanıyoruz. Keçi yollarında, çıkmazlarda toplaşıyoruz.

Gerçek paylaşımlar, hakikate samimî yaklaşımlar, mânevî değerlerin yaşantımıza katkısı azaldı. Kilitli gönüller daraldı, kapandı. Zihnimizse, tarihimizin zamanenin mezbelesi, kokuştu tıkandı.

Perdelerin, gölgelerin, hırsların ağırlığı üstümüze çöktü. Taşınmazlar taşındı.

Bu da yükümüzü artırıyor, yüreğimizi susturuyor. Hamallık payını ve ödeyeceğimiz bedeli çoğaltıyor. Ayaklarımız toprağa çakılıdır artık, bedenimize dolanan türlü zincirle dolaşıklarımızı çözmek, yürümek isteriz. Hâlbuki nâfile yere sürükleniriz.

Dünyayı istediğimiz gibi döndüremediğimiz gibi, lüzumsuz bazı yükleri de fazlasıyla talep eder, altına gireriz.

Hâdiselere gereğinden çok kıymet verme, abartma, küçültme; çevreden, günden büyük beklentiler, tutku ve umutlara mukabil atalet, yığılıp kalmış kullanışsız “nizamsız” bilgi, kof hayâlleri mütemadiyen ağırlama, gerçeklerden kaçış…

Beraberimizde gezdirdiğimiz ne çok şey var. Kayıt ve meyillerimizi sığdıramayız, düşünce tırnakları, beyhude uğraşların, zorlamaların izleri yorar, kapasite zorlar.

Çocukluk, gençlik, ya(kış) zamanları… Mütehakkim sayılar, şoklar, burgulu acılar, iğreti sevinçler; zulüm, çalkantılar, duy(g)u oyunları, boşluğa yazgılı âdem bebekleri…

Hepsini taşıyor, gezdiriyoruz. Bu ağırlıkların çokluğundan bazen bîtap düşeriz. Genellikle bize musallat olmuş, yapışmış kalmışlardır.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin