Böyle Eylem mi Olur Lan?

0
156

Halep’te işler ne zaman kötüye gitse bizim ekibin suyu fokurdamaya başlıyor. Nasıl bir arkadaş grubu edindim kendime bilmiyorum. En son 27 Kasım gecesi zaten kuşatma altında olan Halep, kuzeyinden ikiye bölünüp bir de canımız ciğerimiz, iki gözümüzün nuru Firas Paşa kuzeydeki tehlikeli hatta kalınca, Ankara bize yine dar gelmeye başladı. Geceyi Whatsapp grubundaki mesajlarla, bölgeden haber almak için uğraşmakla geçirdik. Sabahı zor ettik.

Ben tetikte bekliyordum. Öğlene doğru Özkan gruba bir konum attı: Rusya Büyükelçiliği! Altına da not yazmış, “Hiçbir şey yapamazsam taş atarım!” “İyi” dedik, “biz de atarız”. Kaçta gidelim? Mesaiden çıkışta gideriz, akşam 8’de orada buluşalım kararı çıktı. Aradan biri sordu, “Kim, kim gidiyoruz?” Bak bak, sanki aşiretiz. Fazla adama ihtiyaç yok da bir kısmı gelmese mi diye düşünüyoruz. Özkan dedi ki, “12 kişiyiz işte!” Bari dedik Facebook’tan da duyuralım, gelen gelir. İyi madem, 12 artı kaç kişi olursak. Fark etmez. Yaptık duyuruyu. Saçmalamayın, tıklanma rekorları kırmadı elbette.

Akşama kadar herkes mesaisinde, bir gözü sosyal medyada, bir eli Whatsapp grubunda. Bir ara “Megafon alalım” dedik, birisi gidip yer tespiti yapsın istedik, “Bir koli yumurta alalım” dedi birisi. Muhammed aradı, “Abi kağıt uçak yapıp elçiliğe atalım” dedi. Hepsine “Olur” dedik.

Fatih yer tespiti yaptı ve gruba konum attı. Arkadaşlar baktılar haritadan, “Fatih oğlum orası Rusya Elçiliği değil, bayrağa iyi bak bakalım neresiymiş” dediler. Hollanda Büyükelçiliği imiş. “Olsun” dedim, “Kırmayın Fatih’in kalbini, eşcinsel evliliği protesto ederiz”. Fatih azimli çocuk ama gitti buldu doğru adresi, konumu da çaktı gruba. Hey yavrum hey, sanırsın Ulubatlı Hasan.

Akşam Özkan aradı, “Gel yemek yiyelim, birlikte geçeriz” dedi. Önce “Tamam” dedim ama sonra iptal ettim siparişi. Gideyim arabası olmayan arkadaşlara servis yapayım istedim. Özkan “Paket yaptırayım” dedi, “Olur” dedim.

Bizim Ankara’da bir Sivas Yurdu var. Türk Dünyası’nın başkenti, başkentin kalbi orasıdır. Neredeyse yarım asırlık bir Turan mücadelesi vardır bu yurdun. Gittim, kapıda Yusuf Hoca’yı gördüm, Yusuf Hoca 40 yıldır 18 yaşında. Selâmlaşıp kucaklaştık, içeriye baktım eyleme gelecek arkadaşlar son hazırlıkları tamamlamışlar. Yusuf Hoca, Ortadoğu’yu komple teslim alacak kadar uçak imalatı yapmış. Gençler de pankart hazırlamışlar: “Neredesin Aziz Mümin Kardeşim”, “Kerbela’da Hüseyindik, Halep’te Türkmeniz”, “Selâm Sana Ey Yılları Heba Olan Genç…” Kitle öyle arabaya sığacak bir kitle değil. “Yürüyelim” dediler, içimden “herhalde yakın” dedim, başladık yürümeye. Sağıma soluma baktım, bildiğin gundi! Bir grup gundiyle düştük yola, ha babam yokuş çıkıyoruz. Yaklaşık 40 dakika yürüdükten sonra Kuğulu Park’a ulaştık. Yoruldum, terledim, acıktım.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here