Bir Tel Vursun Musul’da Gardaşıma…

0
87

“Havada yıldızlar, dağda kar üşür” demişti, o meşhur Mihriban’ın müellifi Karakoç Usta… Ve devam etmişti; dört mevsim ötede bir bahar üşür…

İşte havada yıldızın, dağda karın üşüdüğü ve hatta dört mevsim ötede baharların zemheriye kestiği bir hüzünkâr coğrafyanın hikâyesiydi ve o coğrafyada, o kadim ve kutlu topraklarda can veren, oradan can alan insanlardan sâdece birinin, Telgrafçı Akif’in hikâyesi.

Hüseynik’te yaşıyordu. Bugün Harput’un eteklerindeki Sekizinci Kolordu Kışlası’nın hemen doğu cephesinde bulunan Ulukent Mahallesi, asırlar öncesinin kadim Hüseynik’iydi…

Her ne kadar ve maalesef ki kültürel ve tarihî zenginliği yok olmaya yüz tutmuş olsa da, Harput eteklerindeki Hüseynik; hüzün ve türkü tadındaki yolları, naif ve yalnız çeşmeleri ve asırların yorgunluğuna rağmen ayakta kalabilmeyi bir nebze olsun başarmış olan tarihî evleri ile bugün dahi zamana direniyor dersek çok da yanlış olmaz sanıyorum.

Yazıma konu ettiğim o muhteşem Harput türküsünün kahramanı Telgrafçı Akif, Harput Posta Müdürü olarak çalışmaktaydı. Ağabeyine aşırı düşkün olduğunu bildiğimiz kız kardeşi Atik Hanım ile birlikte, Hüseynik’te oturuyordu. Bir diğer kardeşi de yine o, havada yıldızın, dağda karın üşüdüğü ve hatta dört mevsim ötede baharların zemheriye kestiği hüzünkâr coğrafyanın bir başka noktasında, bir diğer Türk ilinde, Musul’da yaşamaktaydı.

Son derece yakışıklı, babayiğit, mert, bir taraftan da feleğin cevriyle başı belâya girmiş boylu poslu ve herkes tarafından da sevilen sayılan bir genç adamdı Akif.  Dedim ya, Hüseynik’te oturur, her sabah Harput postanesindeki ya da o yılların deyişiyle telgrafhanesindeki işine gitmek için Saray Yolu ile Harput’a çıkardı.

Dönemin çok sevilen Harput Posta Müdürü Akif Bey’in de çok sevdiği bir mesai arkadaşı vardı ki o da Akif’in döneminde işe başlamış olan Telgrafçı Lütfü idi.

Takvimlerin 1892 senesini gösterdiği günlerdi. O sapasağlam, o koç gibi delikanlı adam Akif Bey, o meş’um sabah yine işine gitmek üzere Hüseynik’ten şeher yoluna çıktı. Çıktı ki ne çıkmak! Harput’a giderken yolda, önce koluna bir can ağrısı tesir etti. Ardından kalp krizi geçirdi ve oracıkta Hakk’a yürüdü. Hüseynik’teki kız kardeşi Atik Hanım, Musul’daki erkek kardeşi, ölüm olayını duyan bütün bir şehir halkı arkasından günlerce gözyaşı döktüler.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here