“Bir Hüzünkârın Not Defterinden”

0
120

Biliyorum, çok zor günler yaşıyoruz, çok zor günlerden geçiyoruz; îmân kafesimiz daralıyor, sesimiz soluğumuz kesiliyor, yutkunuyoruz, haykırmak istiyoruz, isyân ediyoruz, kahrediyoruz ve her gece âdeta Akif’in o çarpıcı mısraları beynimizde zonkluyor:

“Ya Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?

Mahşerde mi biçârelerin, yoksa felâhı!

Nûr istiyoruz… Sen bize yangın veriyorsun!

‘Yandık!’ diyoruz… Boğmaya kan gönderiyorsun!”

İçeride her gün yaşadığımız, “bu son olsun” dediğimiz terör belâsı ve dışarıda mazlumların dinmeyen gözyaşları, bizi bunalımın dehlizlerinde bir o yana bir bu yana savuruyor.

Gün geçmiyor ki mazlumların çığlıkları İstanbul’da, Kayseri’de ya da yurdun başka yerlerinde, şehit ailelerinin hıçkırıklarına karışmasın… Kan, barut ve hıçkırık, kışın hâkim olan kurşun rengiyle daha da ağırlaşıyor. Her günümüz “Bir hüzünkârın not defteri” gibi… Uzun zamandır hissemize iyiye, güzele, neşeye dair tek bir kare düşmüyor. Güne kınayarak, lânet okuyarak başlıyor, günümüzü cenaze namazlarıyla, dualarla, selâlarla tamamlıyoruz. Unuttuk mutluluğu ifâde eden kelimeleri… Unuttuk gülümsemeyi…

Ancak biliyoruz ki Türk milleti hüzünlü millettir. Ahmet Hâşim’in “Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz” cümlesi Türk milletinin hüzünle nasıl haşır neşir olduğunu aslında çok güzel anlatır bize.

Bu yüzden hüzün bize en çok yakışan duygudur.

Yaşadığı acılı, yoksunluk ve yoksullukla geçen günleri, mutlu günlerinden fazla olan bu güzel millet, melâli yine iliklerine kadar yaşıyorken hüzünden övgüyle bahsetmek mazoşist bir durum olarak algılanabilir, biliyorum…

Yine bütün acılarımıza -aşk, gurbet, yoksulluk- galebe çalan evlâtlarımızın acıları bütün memleketin üstüne bir karabasan gibi çökerken, vatan savunmasındaki yiğitlerin kanı oluk oluk akarken hüzne methiye düzmek ayarsız bir hâlet-i ruhiye belki de… Ancak yüreğin hüzünle yoğrulması kalbin reel politikle çoraklaşmasından, gözyaşının akması kaskatı olmaktan evlâdır benim kanâatime göre. Böyle bir insan; vicdanı kurumamış, hissiyatı yok olmamış insandır, bizi umutvar kılan insandır. Ve bu çağı kurtaracaklar ancak bir vicdanı, sızlayan bir kalbi olanlardır bana göre… Çünkü hüzne âşinâ olanların şekillendirdiği bir yeryüzünde umuttan, neşeden, huzurdan ve tabiî sevgiden bahsedebiliriz ancak.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin