Bak Postacı Geliyor- XV “Hayâl Kurmaktan Korkmaz Fakat Hülyalarına Esir Olmazsan…”

0
5

Mevsim yaz, aylardan ağustos, okullar tatil. İnsanlar sahillerden yaylalara, yaylalardan sahillere koşarken büyük – küçük bütün şehirler, bağrında taşıdıkları kocaman binalarıyla,  bulvarları ve sokaklarıyla baş başa kalmakta ve her yaz söyledikleri şarkıyı, yalnızlık şarkısını yeniden mırıldanmakta. Bu işten kim kârlı, kim zararlı çıkmakta Allah bilir… Ancak şu bir gerçek ki aylardır taşıdıkları insan denen yükün ağırlığından kurtuldukları için şehrin parkları, bahçeleri, kaldırımları bir iki aydır biraz daha rahat nefes almakta, gönüllerince yaşamaktalar…

Şimdi, yazıya neden böyle bir giriş yaptığımı merak edenler için hemen bir açıklama yapayım: Huyum kurusun, ben de sizler gibi gelecek korkusu yaşayan bir ülkenin evlâdı olduğumdan, içinde bulunduğumuz zamanı unutup yarına göz kırpanlardanım. Belki de bu sebepten, evet,  sâdece bu sebepten her temmuzda ya da ağustosta hep eylülü düşünür ve insanların terk ettikleri şehirlere, kısa bir zaman sonra tekrar koşar adım dönüşlerini gözlerimde canlandırır, bundan da büyük bir zevk alırım. Çünkü yazın sonu, güzün başıdır. Güz ya da sonbahar, çoluk çocuğun sınıfları dolduracağı, kızlı erkekli gençlerin okullarına, iş hayatlarına adım atacakları bir zamandır. Bir başka deyişle her ne kadar sararıp solsa da yeni umutların filizlendiği farklı bir takvim yaprağıdır sonbahar…

Neyse en iyisi biz, Çukurova’nın insanı buram buram terleten bu zaman diliminden en azından şimdilik kurtulmak ve bedenimizi değilse de ruhumuzu serinletmek için gelin “Sevgi ve İlim”  deryasının ak pak sayfalarına kendimizi bırakalım.1

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here