Tanıdığımız Alçaklar

Rivâyete göre Rimbaud, bir gün arkadaşıyla şehir mezarlığını geziyormuş.  Mezar taşlarının üstünde, toprağın altında yatanlara ilişkin övücü sözlerin yazılı olduğunu görünce, dayanamamış, sormuş: “İyi de, benim tanıdığım bütün o alçaklar nerede yatıyor?”

Değişmekten ve gelişmekten sıkça bahsediliyor. Neye göre, kim için, nasıl? Çağından, zamanından ve ânından mesul insanın hayata tutunma hırsını lüzumlu görüyoruz ama hırs, haddini aşmamışsa… Çünkü haddini aşan hırs, insanı arsızlaştırdığı gibi, insanlığı da aşındırıyor. Bununla birlikte, “hayatın tadını çıkarmakla” meşgul kitlelerin arzuları azgınlaştıkça, yaşamak o denli -değerli değil- önemli görülüyor. Yeter ki tadını çıkarabil: “Bir kere geldin, affetme, fırsatı kaçırma, tüket tüketebildiğince…”

Beslenmek ve barınmak gibi temel ihtiyaçlar dışında nükseden endişeler, muhakkak, rahatsızlık olarak dönüyor muhatabına. “Böyle gelmiş, böyle gider” anlayışı çerçevesinde kötülüğün bulaşıcı hâle gelmesi ise yıkıcı ve yıldırıcı olabiliyor. İnsan, günü geldiğinde sorulmayacak mı zannediyor? Bildiklerinle ne yaptın, paranı nereden kazanıp nereye sarf ettin, vücudunu nerede eskittin, vaktini nerede harcadın?

[vc_cta h2=”Yazının devamı Ayarsız dergisinde” style=”3d” add_button=”right” btn_title=”Abonelik Formu” btn_style=”3d” btn_shape=”square” btn_color=”danger” btn_link=”url:http%3A%2F%2Fayarsiz.net%2Fabonelik-formu%2F|||”]Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.[/vc_cta]

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Sepetiniz boş