Zombileştiremediklerimizden misiniz?

0
79

Onları biliyorsunuz, fakat bu yazı esnasında bilmediğinizi varsayalım. Meseleye temas edebilmek adına, Türk Dil Kurumu’na âit Güncel Türkçe Sözlük’e başvuracaksak şâyet, alacağımız karşılık şu: “Zombi durumuna gelmek…” İyi de nasıl? Nasılını merak edenlerin yeri sözlük sayfaları değil elbette. Mevzu uykusuzluk mu? Hayır. Öldükten sonra bozulmaya yüz tutmuş birer ceset olarak yaşadığına inanılan zombilerin beyin fonksiyonlarının sâdece et ihtiyacını gidermeye programlandığı nakledilmekte. Zombi: Ölü ama canlı, canlı ama hayatî fonksiyonlarından mahrum, mahrum ama farkında değil…

Gizlisi saklısı yok bu meselenin. Zombileşmeye giden yol, his ve şuur iptalinden geçiyor. Dış tesirlere karşı hiçbir elem duyamamak… İptal-ı his. Sâkinleştirici şuruplar, haplar, antidepresanlar, bitkiler, müzikler… Şifa vermemekte zombiye. Ruhunu yitirmiş bir canlı söz konusu. Kriminal tip bile değildir ki, tedavisi mümkün olsun! Doğal olarak, ruhunu yitiren bir et yığınından istikâmet tayini beklemek mi? Asla ve kat’a…

Malûm, çağımızın en temel meselelerinden biri de, hissizlik. İnsan üç unsura düğümlü: Kafa, kalp ve mide. Fakat yalnızca maddeye veyahut ruha indirgenen insanın mutluluk arayışı, ister istemez, farklı mecralara sürüklemekte onu. İnsandan bahsediyoruz: Gökleri, yeri ve dağları korkutan emanetin sahibi olan varlıktan…

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here