Yalandı bütün söylediklerim; ‘ben seni unutmak için sevdim’…

0
63

“O kadar sahte, o kadar yalan ki zamane hâleti
Aşkı muhafaza etmeye şimdi Mecnûn’un gücü yetmez!”

‘Avuçlarımda hâlâ sıcaklığın var, inan’ diyorsa bir kürdilihicazkâr şarkı…
Aziz İstanbul’dan bugünün ‘Ulan İstanbul’una seyrüseferdeki bütün hânendeler, tam da o ‘inan’ sözcüğünü, söylediği şey ne olursa olsun ona inanılmayacağını bile bile, hicrân ile vurguluyorsa; sanki hep aynı titrek taş plak cızırtısını fonlayıp, hep aynı sözcüğü yineliyorsa güftekârların biri…
Sazendeler ama arkada başka türlü şeylerden bahsediyorsa…
Dolar, avro, parite falan feşmekân…
Ve bir başka şarkı ‘İnan sevgilim, inan… Aşkıma, sevgime inan…’ diye, muhayyerkürdinin yürek sızlatan med cezirleriyle, bir başka makam içre ısrar ediyorsa…
İnandırmak için çırpınıyorsa iyi şeyler olduğuna…
Sonra, bir salon dolusu her halta tanıklık etmiş kadın ve erkek, tam da o ‘inan’ sözcüğüne gelindiğinde söylenen şeye zaten inanılmayacağını -artık maalesef- fark ediyorsa…
Salonu ağır bir portakal kokusu sarıyorsa…
Biri masa örtüsüne kusuyorsa…
Şarkı orada bitiyorsa…
Hiç kimse, hiçbir şeye inanmıyorsa…
Alkışlar bile tahammül edilemeyecek kadar sahteyse…
Evet, ben de yalan söyledim: Seni unutmak için sevmiştim!

Behlül’ün yazdığı enfes şiiri Âmir tutmuş segâh ile bestelemiş, dillere destan etmiş, kaç yazar! Böyle zarif şeylerden anlayan kaldı mı Allah aşkına?
Öyleydi işte. Ben de tuttum, sana yalan söyledim: Unutmak için sevdim seni!
Hani mehtaba karşı, kalçamızı acıtan o tahta sandalyelerde oturuyorduk da ‘Ben seni unutmak için sevmedim’ demiştim ya, gençliğimin sesiyle hani ‘Kalp acı, dünya hüzün, göz (ise) yaş dolu…’ diye her şeye, herkese çatmıştım ya…
Oysa hiç kimse yoktu yanımızda yöremizde…
İşte o yalandı.
Blöftü.
İyi rol kestim ama!

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here