Sevdiğimiz Şeyleri Neden Severiz?

0
68

İnsanoğlu için ‘sevmek’ temel bir ihtiyaç. Ama hayat, içinde zıtlıkları barındırmayı sever. Beyaz kadar siyah da hayatımızın bir parçası… O yüzden sevmemek kadar nefret etmek de vardır hayatımızın içinde.

Kimi severiz, neyi severiz? Kimden hazzetmeyiz, neden hoşlanmayız? Bir sebebi vardır mutlaka…

Yale Üniversitesi psikoloji profesörü Paul Bloom, çok satan popüler bilim kitaplarından biri olan Hazzın Bilimi’nde ‘Sevdiğimiz şeyleri neden severiz?’ sorusuna cevap arar. Bloom, bu kitaptaki temel argümanını hazzın derinliği üzerine kurgular.

Profesör, eserinde “Asıl önemli olan şey, duyularımızın algıladığı dünya değildir. Aksine, bir şeyden aldığımız zevk onu ne olarak düşündüğümüzden ileri gelir.” der.

Hepimizin aklına zamana zaman takılan ‘Sevdiğimiz şeyleri neden severiz?’ sorusu, kitap boyunca çok farklı açılardan sorgulanmış ve enteresan örneklerle açıklığa kavuşturulmuş bu soru. Belki benim bu yazıda küçük bir parçasına değinebileceğim bu konuyu merak edenlere Hazzın Bilimi’ni okumalarını tavsiye ederim.

Bloom, bu kitapta; cinsellikten sanata, beslenmeden televizyon seyretmeye kadar hayatımızdaki bütün zevk veren olguları mercek altına almış, hazzı evrimsel, kültürel ve biyolojik yönleri ile incelemiş.

Şüphesiz doğadaki her şeyin -insanlar dâhil- gizli bir özü var; onları oldukları şey yapan. Deneysel psikologlar bu özcü bakış açısının maddî ve toplumsal dünyalara dair anlayışımızın temelini oluşturduğunu iddia ederler; gelişimsel ve kültürlerarası psikologlar ise bu özün içgüdüsel ve evrensel olduğunu ileri sürerler.

Öz kavramına ayrı bir ehemmiyet verildiğini göreceğiniz sayfalarda yazar, konuya ilişkin, J.D.Salinger’ın, “Seymor” adlı karakterinin bir hikâyesini anlatır:

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

PAYLAŞ
Önceki İçerikGAMZENDEKİ KARARTI
Sonraki İçerik#SessizSedasız

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here