Postmodern Birey

0
384

Geleneksel hayatın insanı mahalle bakkalından alışveriş ederdi. Modern insan ise marketlerden alışveriş ediyordu. Şimdiyse artık AVM’lerden alışveriş ediyoruz, ki postmodern yaşam tarzının en kestirmeden göstergesi işte budur. Aslına bakılırsa alışveriş merkezleri Ortaçağlardan beri hep vardı. Kapalıçarşılar, hanlar ve bedestenler apaçık bir şekilde alışveriş merkezleridir. Peki ama eski zaman insanlarına kıyasla postmodern bireyi farklı kılan unsurlar nelerdir? Polonyalı sosyolog Zygmunt Bauman postmodern insana yönelik dayatmayı özetle şöyle tarif eder: “Kişi, tüketim piyasasının körüklediği sonsuz olasılık ve sürekli yenilenmeye kendini kaptırma, ayartılma; muhtelif kimlikleri edinme ve terk etme şansından haz alma; hiç bitmeyen, her geçen gün daha bir yoğunlaşan duyguları ve deneyimleri kovalamaya açık olmalıdır.”1 Bauman’ın bu tespitinden açıkça anladığımız üzere, postmodern insan, sürekli yenilenmeye ve ayartılmaya rıza göstermek durumundadır ki, biz bu insana açık toplumun bireyi diyebiliyoruz. Gerçi postmodern toplumun açıklığı mahiyet itibarıyla epeyce şüphelidir. Postmodernliğin kimlikleri ve ulus devletleri parçalayıcı yapısını göz önüne aldığımızda müspet bir açıklıktan ziyade maskelenmiş bir kapalılığa doğru sürüklenmekte olduğumuz kuşkusuna kapılabilmekteyiz. Geleneksel kapalılığından arındırılmış olan modern insan yabancılaşmış insandı. Her şeyden önce kendisine yabancılaşmıştı. Postmodern birey ise parçalanmış bireydir. İnsanlık tarihinin bilinen hiçbir döneminde zaman bu derece muğlâklaşmamıştı. Postmodern yaşamda bireyin parçalanmışlığını tetikleyen unsurların başında zamanla birlikte mekânın da parçalanmışlığı gelir. AVM’ler kapalı birer kamusal alan olmasına rağmen (kendi kapalılığı içinde) parça pinçik mekânlardır. Outletler açık alandadır ama onlar da çok parçalıdır. Kapalıçarşıların geleneksel bütünlüğünü AVM’lerde bulamayız. Şimdi artık esnaf kültürünün yerini marka kültü işgal etmiştir.

Postmodern toplum, açık görünen kapalı toplumdur. Burada küresel gözbağcılık hükümrandır. Modern uygarlığın mabetleri bankalar idi. Postmodern uygarlığın tapınaklarıysa AVM’lerdir. “Şayet demir kafes bir hapishâne ise, psikolojik bir yuva hâline de gelebilir.”2 Psikolojik yuva mâbettir. Eski Kapitalizm’in tanrısı parayken Yeni Kapitalizm’in ilâhı tüketimdir.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here