MAZİ

0
28

Gözlerini açıp, üst üste yığılı notlara, bir kısmı açık kalmış kitaplara baktı. Masanın üstünde yarım kalmış bir çalışmaya has dağınıklık göze çarpıyordu. Eski ve yeni yazıyla tutulmuş notlar, kitaplara iliştirilmiş fişler, istiflenmiş ciltlerle kaplı masadaki tek eksik oydu. Yıllardır oturduğu iskemle yerine, üzerinde olmayı zül saydığı yataktaydı kaç gündür. Bu ahvale ne kendisi ne de dostları alışıktı. Belli ki vücudu, on ömre sığacak serencamı, yetmiş yılda yaşamış olmasına artık isyân ediyordu.
Tekrar gözlerini kapatıp, yarı uyur yarı uyanık hâlde, hayal âlemine daldı. Son günlerde belki de yataktan çıkmadığı için mazinin tozlu sayfalarıyla meşguldü hep. O zor yıllar, yaşanan acılar, çekilen işkenceler, nümayişler, eski arkadaşlar bir anda sökün ediyordu hâfızasından. Kimi hatıraları buruk bir tebessümle kimilerini ise çehresine yayılan öfke ile karşılıyordu. Kalabalıklar içinde yalnız bir ömür geçirmişti. İşte nihayet aslına rücû ediyordu. Yorgun ve kimsesiz, ölümün bahçesindeydi.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here