İnançlar, Korkular ve Takıntılar Üzerine

0
20

Millî Mücadele’mizin yüzüncü yılındayız. Yüzüncü yıl etkinlikleri çerçevesinde katılmış olduğum bir paneldeki konuşmamda “Türk milletini Umay Ana yaratmıştır,” dediğimde dinleyiciler arasındaki bir vatandaş “Tövbe estağfurullah” diyerek salonu terk etmişti. Vatandaşın bu tepkisini olağan karşılamak gerekiyor. Ayarsız yazarlarından Sergen Çirkin’e paneldeki vatandaşın tepkisini anlattığımda “Gerçek sanıyorlar,” demişti arkeolog arkadaşımız. Hem Sergen’in bu saptaması hem de söz konusu vatandaşın tepkisi beni çok düşündürdü. Evet, gerçekle gerçek-dışına sınır çekmekte zorlandığımız için kafalarımızın içinde çok şeyleri karıştırabiliyoruz. “Türk milletini Umay Ana yaratmıştır,” dediğimde Türk mitolojisini kastettiğimi paneldeki konuşmamda vurgulamıştım oysaki. Panel bitiminde kulise geçtiğimizde Umay Ana ve “yaratmak” fiili tekrar konuşulunca kulistekilere şu açıklamada bulundum: “Metin Savaş kimdir ki? Yüce Tanrı benim canımı almaya niye tenezzül etsin? Azrail adlı meleğini bana gönderir, olur biter. Tanrı ayak işlerine bakmaz. Mitolojideki Umay Ana’yı da bir melek olarak düşünebilirsiniz.” Ben bu şekilde bir açıklamada bulununca hemen herkes ikna olmuştu. Öyle ya, Yüce Tanrı her işe koşmaz.

Buradaki mesele (vatandaşın tepkisi) dinsel hassasiyettir, evet ama aynı zamanda önyargılardır. Fakat bu makul tepkinin başka bir boyutu daha var: Gerçek sanmak!

Paneldeki konuşmamda “Allah’tan başkası yaratamaz!” tepkisi de gelmişti. Bu haklı tepkiyi de şöyle savuşturmuştum: “Kuran’daki âyetlere dikkat ediniz. Âyetler ne diyor? Biz diyor. Ben yarattım ifadesi yerine biz ifadesi defalarca tekrar ediliyor.”

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin