Bir İdealistin Not Defterinden

0
198

Kasım 2014

-İnsan, nasıl ve niçinini bilmediği bir hasretle yaşıyor. Hasret, belki de dünyaya gönderilirken geldiğimiz yerin kokusuna ya da kalû belânın hatırasına duyulan bir burukluk… Hasret, içimizde bir düğüm, bir ukde… Çözdükçe kördüğümleşen bir düğüm. İşte benim çözemediğim bu? Çözdükçe bütün karmaşıklaşıyor her şey. İlim bir nokta idi onu câhiller çoğalttı sözü aklıma geliyor. Huzur cehâlette mi yoksa?

-Hayır.

-Belki de insan, hasret hissi olan tek varlık. Gücü de, zayıflığı da buradan geliyor. Hasret, uzak ama çok uzak diyarların küçük bir meltem esintisiyle kokusunu getirdiği ve ne olduğunu niye olduğunu bilmeden bu koku ile hatırlayıp iç çektiğimiz ve ufak bir hatırlayışla filizlenen, içimizde uyuyan tohum. Biz büyüdükçe içimizde büyüyen ve kök salan bir tohum… Niye yıllar geçtikçe daha çok duygusallaşıyoruz. Geldiğimiz yere geri dönüyor olmamızdan ya da vakit geliyor olmasından mı? Oradan gelirken ağladık şimdi de giderken mi ağlıyoruz. Gelmeden oralara alıştık, giderken de buralara alışıyoruz. Fanilik böyle bir şey ve ancak böyle anlaşılıyor, kaybederek… Hep bir yerlerin ve bilinmezlerin hasreti ile iç mi çekeceğiz?

-Hasret güzeldir. Gurbet ehlileştirir insanı.

-İnsan kaç yaşında olursa olsun sarılacak bir beden, sığınacak bir yürek arıyor. Ama hep sarıldıklarımızı ve sığındıklarımızı kaybediyoruz. Tek bir sığınacak ve sarılacak var, bunu mu anlamamız isteniyor? O sebeple mi? En daraldığımız ve çâresiz kaldığımızda daha bir içten Allah diyoruz. “Benden başkası boş. Siz benim parçamsınız ve bana döneceksiniz. Benden olansınız ve benden olan ayrılığın, gurbetini ve hüznünü taşıyorsunuz ve bunun farkına varmanız lâzım mı?” deniyor.

– Vahdet-i vücud mu?

-Hııııııh, belki de, sâdece aklıma gelenleri sesli düşünüyorum. İnsan ne olursa olsun en nihayetinde bir insan. Doğan, büyüyen ve acıkan… Zavallı insanlar karşılarındakinin de kendileri gibi insan olduğunu unutuveriyorlar. Aslında birbirimizin aynasıyız. En yakınımızdakiler aslında bizim yansımamız. O sebeple “kişi sevdiği ile beraber olacaktır” denmiş, herhalde.

-Hasretten, gurbetten nereye geldin.

-Yine kendime geldim. Yine kendime… Nereye gidersem gideyim, yine dönüp dolaşıp kendime geliyorum. Son istasyona… Kendime. Bu bana acı veriyor, ama her şeyi ancak böyle anlayabiliyorum. Sükût istasyonuna, kendime… Ne trenler kalktı bu istasyondan ve ne yolcular geldi, geçti… Ben kendime gelmek için hep bu istasyona geliyorum… Kendime.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here