Bazı Şeyler

0
60

Şık bir şarap şişesi vakurluğunda akıyor zaman, kopkoyu bir yalnızlıkla ve ayn’anda baş döndüren bir hızla. Uzaktan muazzam. Tükettikçe bir özgüven ve karar kaosuna mahkûmlanmak. Bilmeden yorulmak, hiç tanımadan uzaklaşmak ve yavaş yavaş sükûnetle sana ait olmayan duraklarda soluklamak. Deneyim aynı zamanda da biraz fotoğraf. Peynir ekmek gibi bir ev yapımı İrlanda viskisine tiksinerek müptela olmak… Bir kadına en fazla yakışan hâl ve bir tık daha yalnızlaşmak.

Uzun bekleyişler, kısa devinimler yaşayıp içki içmenin zamanla âdâb ü erkânına varırsın. Gün olur yalnız, diri bir su plastiğine, muktedir ve pahalı bir alkolden daha fazla sığınırsın. Bir amfi kapısında dünyevî telaşların ardından koşarken boşluğun sarsıcılığı tüm gücüyle seni ahşap, hırpalanmış oturma düzenine yönlendirdiğinde köşedeki insan kalıntısının kalbini titrettiği gibi birden bire yakalanırsın. Orada işte, orada üç yüz yıldan fazladır tüm ihtişamıyla yılları yoran irfan hânende tek başına konuşlanmış bir âb. Bir hayatın en mühim tamamlayıcısı… Şu köşede gördüğün su şişesi var ya bayım. Hah! İşte o plastik dik duruş! İşte o su şişesi gibi olursun belki. Bilemezsin ki, çünkü bilinmez, çünkü belirsiz ki kime aitsin! Tüm yol ayrımlarında arda kalan tek seçeneğisin kendinin.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin