-9-

0
11

Yeşim Monus Hanımefendi Hazretlerine ithaf edilmiştir.

 

Yaşamın önceden belirlenmiş bir sistemi var. Var oluyorsun, gelişiyorsun ve biricik varlığına ölümü yakıştıramadığın için yok olma gerçeğiyle yüzleşmekten kaçınarak ölümü bekliyorsun. Nihâî son, hikâyenin en önemli parçası olsa da bunu konuşmaktan imtina ediyorsun. Fakat ölüyorsun! Dilediğince reddet, suskunluğunu koru, cansız bedeninin gömüleceğini düşünmemek için yaşamın muhakkak sonlanacağı gerçeğini zihninin mahzenlerine hapset. Fayda yok.

***

Doksanlı yılların son demlerinde Ankara’ya büyük bir sirk getirildi. Tabiî o vakitler Ankara’nın koca bir açık hava sirki olabileceği henüz keşfedilemediğinden sosyal etkinlik fukarası olan şehre yeni bir soluk geldi. Hilâfsız söylüyorum, o zamanlarda başkentte ikâmet edip sirki görmeyen gitmeyen on aile ya vardır ya yoktur. Bir anda öyle popüler oldu ki sirk, sınıfta, öğretmenler odasında, okul servisinde, annemin altın günlerinde, bakkalda, otobüs durağında konuşulan yegâne konu oldu. Bir giden bir daha gitti. E tabiî sirke giden otobüsler beleşti. Allah selâmet versin, babam dünyaya bakışına hayran olduğum bir insan olarak bizi ucube çadırına ilk başta götürmek istemese de gözyaşı silâhımın dayanılmaz acılarına karşı koyamadı… Aman Allah’ım! O ne büyük bir şeydi! Dokuz yıllık ömrümde şahit olduğum en büyük yapı, en kalabalık mekân, en gürültülü andı. Rengârenk kostümler, ateş soluyan adamlar, ipte yürüyen akrobatlar, ak yeleli atlar, haylaz maymunlar gözümün önünden akıp giderken aklımı alıyorlardı. Efsunlandım.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin