“Gölgeler ve Hayaller Şehrinde”: Beşir Fuad’ı Tanpınar ile Hatırlamak

0
40

Murat Gülsoy’un “Gölgeler ve Hayaller Şehrinde” adlı romanını siyasallaştırmak, daha doğrusu “siyasî bir ileti” hâline getirmek niyetindeyim; çünkü edebî metinlerin, hemen her şey gibi, siyasî meseleleri kavramayı da kolaylaştırdığını düşünüyorum, hele de mevzubahis Türkiye ise, Türkiye siyasetiyse.

Söz konusu romanında, Gülsoy, “ilk Türk pozitivist ve natüralisti”3 Beşir Fuad’ı, Tanpınar ile birlikte, Tanpınar gibi hatırlıyor, hatırlatıyor. Romandaki bu “postmodern” hatırlatma biçiminin, mutlaka siyasal bir çağrıya dönüştürülmesi gerektiği kanâatindeyim.

Evvelâ “hatırlamak” eylemi üzerinde biraz durayım. Gülsoy’un romanında “hatırlamak”, insan olmanın bedellerinden biridir, yâni okura, bu varoluşsal nitelik ön plana alınarak sunulur. İnsan -istese de, istemese de- hatırlar, her vakit geçmişe yapışık bir yaşam sürer; başka türlüsü mümkün değildir: Ne geçmişi değiştirebilir, ne de geçmişten tamamen arınabilir. Romanın başkarakteri Fuat (Beşir Fuad’ın oğlu), dostu Alex’e yazdığı mektuplardan birinde, insana dair bu hüzünlü gerçeği şöyle tekrarlar:4 “Biz, zavallı insanlar, dâima mâzinin çamurlu kalıntılarıyla ve henüz gelmemiş olanın endişe verici gölgeleriyle boğuşmak zorundayız. Oysa hayvanlar öyle mi? Onlar için sâdece içinde yaşadıkları an var. Ben kimim, diye kendine soran bir hayvan var mıdır?”

Bu satırlar bana Nietzsche’yi, onun “Tarihin Yaşam İçin Yararı ve Sakıncası adlı risalesini anımsattı. Orada da Alman filozof, aynı gerçeği şu şekilde anlatıyordu:

 

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here