Yalnızlık

0
34

Nereden bakarsan bak aynıdır kayboluşların mânevî çâresizliği; daralan ve gittikçe nefessiz bırakan bir yürek ve ruh sevişmesinin ardından. Oysa ellerindeki soğuk terlemenin bıraktığı rutubet edasına ve gözlerdeki tuzlu hüznün şiirsel kıvamına denk gelen bir zamanda eşlik ediyordu yalnızlık…

Gözlerim kalemliğime kaydı biraz önce. Bitmişler, bitmek üzere olanlar ve daha hiç kullanılmamışlar hepsi yan yana… “Tükenmez” dedikleri kalemlerin en acıklı satırları yazarken nasıl tükendiğine ve  “pilot” kalemlerin bir yazarı nasıl uçurduğuna şahit oldum sevgili okuyucu. “Kurşun” olanlar adı gibi ağır hatta mağrurdu, ki bir tek onlar silinebiliyordu beyaz bir sayfanın en temiz coğrafyasında. Kâğıdın yırtılmasına gönlü razı olmayıp, üç kuruşluk silgiye kendini yok ettiren en onurlu kalemdi; kurşun kalem… Ve ne acıdır ki beş kuruşluk açacaklar tarafından katlediliyordu.

Söylesene; sen kaç defa kurşun kalem oldun beyaz bir aşkın bembeyaz sayfasında? Tükenmez dediklerin kaç defa tükendi? Mutluluktan uçarken ne kadar zaman sonra yere çakıldın?

Sen bunları düşünürken ben Wagner dinliyorum.

Evet, yine kahvem yanımda.

Kırmızı başlıklı kız umurumda değil.

Pinokyo’nun burun ameliyatı olduktan sonra tam bir fırlama olmasına aldırmıyorum bile.

Hikâyeler yeniden yazılır mı? Belki de… Hiç hikâyeni yeniden yazmayı denedin mi? Cesaret mi ister? Yoksa delilik mi? Bugün çok soru soruyorum sana sevgili okuyucu. Benim yerime de cevap verme ihtimalini göz önünde tutarak.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here