Türkçe

0
74

Sonra kuşların da göçtü buraya
ötüşlerini kaşıyacak sahiplerin
gülüşleri yansıyacak yüzlerin ardından.
Tohumları, toprağı, aydan ışıkları deşirip
parlayan kılıçların, ipek kuyruklu atların ardından.
Gelmek, ağırdan dokunup tellerine musikînin
zembereğine zehir doluşan dünyayı
bellemek, tüm korkuları itmek ve ellemek,
havanda dövünüp duran suya benzemek…
Şimdi üflediğim küllerden kalkan buğday
dilençte gırtlağı gücendiren yan
o vakti gelmiş ve gümüşsüz yolculuklar
bırakılmış omuzlarıma
–ne bir tabut ne bir gövde bu–
ve yüzyıllar önce taşımak bugünü
işte anamın saçlarıyla hep bir getirdiği
dilinde yandıkça yanan Türklüğü.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin