TEFERRUAT

0
13

Namusum bildiğim bileziklerimi  “Kader Apartmanı 2 numara” için bozdurdum. Ne namus ama… Kapı eşiğine atılmış ayak bezi gibi her an kirlenmeye müsait.

Evliliğimizin ilk aylarında, oturmadığımız koltuk takımlarının, yenilmeyen yemekli düğünümüzün borcu gırtlağa dayandıkça Fehmi; “Getir senin şu bileziklerden birini bozduralım, az biraz belimiz doğrulsun,” derdi. Aklım çıkardı.

Nerden girdi aklıma böyle şeyler bilmiyorum. Muhtemeldir ki Fahriye Hanım Teyze yaktı beni. Düğün arifesinde bir yardımım dokunur, bir işin ucundan tutarım diye sık sık bize gelir, hem hiçbir işin ucundan tutmaz hem de kafama deli deli şeyler sokar giderdi.

Fahriye Hanım Teyze ve onun gibiler için her şey insan namusunu kirletmek için vardı: Bileziklerin sayısı, bohçaların kabarıklığı, geline ne takıldığı, oğlan anasının giyim kuşamı… Her şey…

Ama ne yalan söyleyeyim, şaşkınlığımın en üst noktasını düğün kartımı vermeye gittiğimde yaşamıştım.

“Düğün salonunu doldurmak da bir namustur kızım, inşallah gelenininiz bol olur,” demişti.

Bu ne acımasız bir temenni cümlesiydi Fahriye Teyze?

**+

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here