Taş Plaklarımda Bir Edebiyat Devinin Parmak İzleri Var

0
543

Ne güzeldir, anne ve babanızın hâlâ çaldığınız kapının arkasında ya da hattın öbür ucunda olması…” diyor ya Ayşe Kulin. Ne kadar doğru ve gerçekten ne kadar güzeldir değil mi? Belki de bunu en iyi bilenler, ana-babalarını kaybetmiş ya da onları zâlim bir hastalığın, elim bir kazanın pençesinden son anda çekip kurtarmış olanlardır. Böylesi duygularla, bundan bir ay kadar önce, yaşamakta olduğum kentten yedi yüz kilometre uzaklıktaki doğup büyüdüğüm topraklara, ana-baba ocağıma bir ziyarette bulundum.

Hangi çağının yaşını yaşıyor olursa olsun, bir evlâdın, ana-babasına yapmış olduğu bir gönül ziyareti ile ilgili ne anlatılabilir ki? Tepeden tırnağa güzellik işte…

Mevzu başka, mevzu başka bir güzellik…

*  *  *

Sevinç Abla* seni görmek istiyor oğlum” dedi.

Otuz sekiz yıldır aynı apartmanda oturduğumuz komşularımızdılar. Hayatları boyunca hiç evlenmemiş iki kız kardeş… Aralarında birkaç yaş vardı ve büyük kardeş, birkaç sene önce vefat etmişti. Küçük olanı, ablası terk-i dünya ettiğinden beri yalnız yaşıyordu. Doksanlı yaşlarına varmak üzereydi o da. Ufak tefek sağlık problemleri de yok değildi.

Gidelim hemen” dedim anneme. Zaten mümkün olduğunca, her memlekete gidişimde, bayramda seyranda, bir yarım saat de olsa ziyaret ederdim kendisini. Ki şimdi, davet etmişti üstelik. Annemle birlikte, on dakika sonra yanındaydık.

Hâl-hatır, gözlerimin içine bakıyordu. Biraz sağlığından bahsetti, biraz yalnızlığından, biraz vefâsızlıklardan, biraz akraba-yaşlı-büyük kadri-kıymeti bilmezliklerden… Buruktu, kırıktı, garipti… Ellerimi tuttu, ince ve zayıf elleriyle.

Rahmetli dayımın da dokunduğu, bazılarını onunla defalarca çalıp dinlediğimiz taş plaklarımı sana hediye etmek istiyorum” dediğinde kalbim duracak gibi oldu. Sevinç Abla’nın; 1958 yılının Kasım ayında Hakk’a yürümüş olan, Türk edebiyatının dev isimlerinden, çınarlarından biri, merhum Yahya Kemal Beyatlı’nın öz yeğeni olduğunu unutabilir miydim, bir an olsun aklımdan çıkarabilir miydim ki?

Nasıl olur ablacığım?” diyebildim şaşkınlıkla. “Bunlar çok değerli, çok önemli, çok nadide plaklar zaten; bir de Yahya Kemal üstadımız…

Zaten öyle olduğu için sana vermek istiyorum ya” diye sözümü kesti. “Senden daha çok kim kıymetini bilebilir ki bunların?

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here