ŞEHRİN İKİ UCU

0
120

Derken, şehrin ta öteki ucundan, sırtındaki bozarmış eski bir kamyoncu yeleğinin kanatlarını savura savura telaşlı bir adam çıkageldi, soluk soluğa… Çok eski bir zamanın çok değerli bir kitabının içinden geldiği bir bakışta anlaşılıyordu. Camekân kapıyı iterek sertçe kapattıktan sonra paçasına kadar bulaşan karları ayağını yere sertçe vurarak düşürmeye çalıştı. Başında bulunan sarıklı takkenin tepesindekiler ise yavaş yavaş erimeye başlamıştı bile. Ardından, ellerini aşevi çömçesi gibi yaparak soyulmaya yüz tutmuş kadife pantolonunun dizlerini kavradı. Sanki rükûdaymışçasına iki büklüm, bir süre öylece bekledi. Soluğunu toparladıktan sonra kendisini aldırmaz gözlerle süzen kalabalığın üzerine doğru var gücüyle bağırdı:

“Durun!”

Önce biri, ardından onun neye baktığına dikkat kesilen bir diğeri, sırasıyla o gün kahvede her kim varsa adı henüz konmamış belirsiz bir boyun hastalığına tutulmuşçasına, ihtiyarın kararlı gözlerinde buluşan bu çatık kaşlı baş döndürme hareketine karşı koyamadı. Hasımlarının şaşkın bakışlarından kuvvet alan ihtiyar tekrar bağırdı:

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin