Ömer Seyfettin Hindistan’da

0
153

Ahmet Hamdi Tanpınar, ölümü anlatırken “Hepimize mukadder olan korkunç akıbet…” cümlesini kuruyor. Bu tanımlama fiziksel açıdan doğrudur. Fakat öyle insanlar var ki çağları aşarak, belleğin acımasız süzgecinden sıyrılarak, değişen dünyaya rağmen günün insanıyla hasbihal ediyor. Ömer Seyfettin de böyle abide şahsiyetlerden biri. Otuz altı yıllık kısa ömründen geriye büyük bir mücadelenin kıymetli mirasını bırakabilen ender insanlardan. Mücadelesini sâdece yazı faaliyetleriyle fikrî bir alana sıkıştırmamış, aynı zamanda ruhen ve bedenen günlük yaşamına taşımış.

Ömrünü Türk milletinin aydınlanmasına ve millî kimlik inşasına vakfeden Ömer Seyfettin, hayatın kendisine mutluluklar yaşatmak konusunda hiç de cömert davranmadığı, deyim yerindeyse ikbal aynası mat kalmış biridir. Ne esas mesleği olan askerlik hayatında ne de aile hayatında kendisini mutlu edebilecek bir düzen kurabilmiştir. Gem almaz şahsiyetinden dolayı askerlikte yükselememiş hatta meslekten uzaklaştırılmıştır. Mutsuz bir evlilik yaşamıştır. Fakat Ömer Seyfettin, üst üste gelen bu felâketler karşısında yılgınlığa ve karamsarlığa sürüklenmemiş aksine sürekli üreten bir aksiyon adamı olmuştur.

Ömer Seyfettin, yalnızca düşünce ve söz üretmekle yetinen ortalama seviyede bir aydın değildir. O, toplumun gündelik meselelerinden tutun da milletin hayatta kalma mücadelesine kadar farklı konularda çözüm önerileri üretme gayretiyle dopdolu bir beyne, bedene ve ruha sahiptir. Kaleminden çıkan kurgusal ve fikrî metinlerin yanı sıra otuz altı yıllık yaşamına sığdırdıkları, onun yalnız bir aydın değil ülkü devi olduğunu göstermektedir.

Ömer Seyfettin; adını sokaklara, caddelere, okullara, fakülte binalarına vermekle hakkını ödeyemeyeceğimiz büyüklükte bir Türkçüdür. Milletimizin özellikle kültürel bağımsızlık mücadelesi yolunda emek veren, gayret gösteren bayrak isimlerdendir. Ancak tuhaftır ki şahsı ve mücadelesi toplumumuzun genel hafızasına layıkıyla yerleştirilememiştir. Şeker komasına girip gözlerini ebediyen yumacağı ana kadar millî dâvâyı destekleyen bu yüce insanı daha ziyade “çocuk hikâyecisi” olarak bilmek, tanıtmak büyük haksızlıktır, ona gadr eylemektir! Ancak Ömer Seyfettin’in sesi o kadar samimi ve gürmüş ki Hindistan’da dahi yankı bulmuş.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here