Medeniyet, Adâlet, Büyük Birader

0
47

Onca fasarya işten sonra nihayet bir iş bulabilmişti hanımı. Acaba arayıp tebrik etse miydi? Ya da yok yok. Şimdi ilk günden aradı diye hemen bir havalara girerdi ki, ondan sonra uğraşsın dursun. Ama bir saniye, aramazsa da bu sefer adı aramadı olacaktı. Offf be Medeni şu kelepçeleri bir kırabilseydi her şey daha net olacaktı. Medeni, pek sevmezdi angaryaları. Gerçi ne olduklarını da bildiği şüpheliydi. Ona göre, taşınması ağır şeyler demekti angarya. Evet, evet yapmaya bu kadar üşendiğine göre epey ağır olmalı. Devamlı olarak belli başlı evrakları, bir o masaya bir bu masaya koşturup götüren, neydi onun dilinde canlanan o absürt bozukluktaki kelime… Prosüdür hah, prosüdürleri tamamlayan memuriyet işlerine dönmemiş miydi hayatları? Biraz daha düşündükten sonra en iyisinin telefonla aramak olduğuna karar verdi. Kadın milleti bu, yapmadığına, yaptığından daha fazla kızar diye ömrünün en isabetli düşüncelerinden birine tutundu. Şöyle bir iç geçirdi: “En iyisi yapıp da daha az laf işitmek. Neydi yahu bu şirketin numarası…”

Bir sürü insanın, “iyi günler” cümlesiyle başlattığı derin bir kakafoniden su gibi dökülen sesini duydu hanımının:

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin