Madam Bovary ve Namık Efendi

0
24

Piyano çalmayı bıraktı. Göz gözeydik. Ellerini yanaklarımda gezdirmeye başladı. Sonunda onun olacağım için heyecanlıydım. Öpüşmeye başladık. Sandalye ile piyano arasındaki boşluğu gerilerek iyice açtı, beni kucağına doğru çekti. … ürperiyordum. Çok nazikti. Tam bir Osmanlı beyefendisiydi. Boynumdan öpmeye başladı. Sonra yavaşça elbisemi…. Omzum ve sırtım açıkta kalmıştı. Birden durdu ve saçlarımı iki eliyle birden kavradı. Telefon çaldı.”

Hayır, telefon burada, boşlukları dolduracak uygun kelimeleri ararken, benim evimde çalıyor.

-Hayatım, telefona bakar mısın?

-Hayır.

“Hayır” diyen karım. O hayır dediğine göre telefona gidip bakmalıyım. Çok da yorgunum üstelik.

-Alo

-Anne, naber? Şu anda çalışıyorum. Ben seni sonra arasam?

-Hayır, gerek yok. Ne zayıflaması anne… İdeal kilomdayım.

-Kapatıyorum.

“Canım yanmıştı. Saçlarımı sol omzuma topladı. Sonra sağ elini cebine attı. Piyanonun üstüne cebinden çıkardığı prezervatifi koydu. Sol elini…”

Yok işte, olmuyor. Annem, beni daima en olmadık zamanlarda arar. Bundan sonra hiçbir şey yazamam. Ben, bir erkek dergisi için seks hikâyeleri yazıyorum. Penthouse, Playboy gibi bir dergi. Onlardan daha az satıyor olmasına rağmen galiba kazancı iyi. En azından yazı başına aldığım paradan bunu anlıyorum. Adı Erik. Her hafta bir yazım yayımlanıyor. Farklı isimler olması sizi yanıltmasın. Eğer bir gün alırsanız orta sayfadaki hikâye bana âit. Bu haftaki hikâyenin konusunu editörüm verdi. Meşrutiyet dönemi öncesi aşk ve bir şeyi de özellikle ekledi: Olaylar kadının ağzından anlatılacak. Gerisi bana âit. Hikâyenin adını hemen buldum: Madam Bovary ve Namık Efendi. Benden fazla bir şey beklemeyin. Nihayetinde yetenekleri ve hayal gücü sınırlı bir adamım. Derginin bu yazılar için uyguladığı iki ana kuralı var.

Kural 1: Giriş bölümü 100, tamamı ise 1500 kelimeyi geçmeyecek. Yâni anlayacağınız adamla kadını bir an önce seviştirmeliyim.

Kural 2: Erkek daima prezervatif kullanacak. Evet, kurallar bunlar ve ben kuralları sorgulamam, uyarım. Osmanlıda prezervatif olmadığını biliyoruz ama yine de kural 2 gereği koydum. Editör beğenmezse çıkarsın. Okusun, çalışsın biraz. Hem de herif kıl; şimdi koymam, “niye koymadın falan” der. Uğraşamam. Karım geliyor. Şu anda sabahın erken saatleri ve ben kahvaltı yapıyorum. Mutfaktayım.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here