İtaliklemeler: Ingeborg’la Yürümek

0
69

“Dünyaya bağlısın, zincirlerle ağır

ama gerçek olan yine de çatlatır duvarları.

Uyanır karanlıkta doğruya bakarsın,

yüzün o bilinmeyen çıkışa karşı.”1

 

Sayaç! İşi bu; sayacak dakikalarımızı. Bir ağacın sâyesinde sağalmaya fırsat bulmadan, salımız musallada, ya sonra? Geldik, yaşadık, hissettik. Bir oyundu, kuralıyla ya da kuralsız oynadık ya da oynayamadık.

Sayaç durdu.

Süre bitti.

Hadi.

Bitti.

Sonuç?

Hiçbirimiz sağ çıkamayacağız. Sanki hiç gelmemiş, yanmamış, onmamış, olmamış gibi. Muhtemeldir ki iz ve sadâ bırakmadan, hakikatten payımıza düşeni almadan sayfamız kapanacak. Kötüler ve iyileri birlikte kabul edecek toprak. Herkesi aynı kutuya koyacaklar. Hepimiz müşterek bir biçimde bu kadar toprakken ve toprağa dönükken; doğumluyken, yaşamlıyken ve ölümlüyken; hayatı algılayışlarımızın bu denli bambaşkalığı neden? Bazılarımız acı, kaygı, üzüntü ve hakikat bize temas etmesin diye olmadık çâreye başvururken, bazılarımız neden kanaya kanaya geberir?

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen adınızı buraya girin