Bir Felâketin Hayırlı Vesileleri…

0
92

Kai-liang’ı takdimimdir. Kendisini huzurlarınıza taşımamın sebeb-i hikmeti, onun tâlihsiz bir olay neticesinde hayatın anlamını çözmüş olduğunu düşünmemdir. Lâkin yaşadığı beyin travmasının kalıcı hasarı sebebiyle bu derin felsefî mülâhazalarını bizimle paylaşacak imkânlar ve dahi şeraitten mahrûm olduğundan bu vazifeyi bizâtihî kendim üstlenerek “büyük insanlığa” bir hizmetim olsun istedim.

Kai-liang, Deng  Xiaoping’in zenginleşme çağrısını dengine getirerek kısa sürede gerçekleştiren babasının biricik oğlu, kapitalizme diz çöktürecek kuşağın da güzide temsilcilerindendi. Kapitalizme pabucu ters giydirerek, sonuna kadar sömürerek artı değer elde eden kültür devriminin yetiştirdiği kadrolardan olan babası, Kai-liang’ı da “şengnan/artık erkek” kategorisinin çâresiz fertlerinden biri olmaktan kurtarmıştı. Dolarla, Amerikan arabalarıyla çektirdiği pozları sosyal medya hesaplarından sürekli servis eden Kai-liang’in tâlih yüzüne gülmüş, “biraz kapitalizm”in sarı ırkın erkeklerini bile çekici yaptığı gerçeğini, hesaplarını “biraz makyaj”ın güzel yaptığı Çinli kızların eklemesi ve DM’den yürümesiyle tecrübe etmişti.

Kai-liang, “adaylar arasından ben seni seçtim” diyerek, boydan profil yayınla cesaret gösteren ve çarpık bacaklı ve kilolu olmadığını cümle Çin’e izhar eden Luo-ran’la buluşmuştu. Üç ay kadar görüştükten sonra, başına bir felâket gelmemesinden cesaret bulan Kai-liang, Çin Seddi’ne iman etmiş ataları gibi Luo-ran’la evleneceğine inanmıştı. Nihayetinde, kendisine eş bulması için bir çöpçatanlık firmasına bir milyon dolar ödemesine rağmen sonuç alamayan (artık nasıl bir hayâl dünyasının kurbanıysa!) veya kız arkadaşına 99 iPhone hediye etmesine rağmen evlilik teklifi reddedilerek (iPhone kostümü giymeliydi) sosyal medyada alay konusu olan bazı örnekler gözünü korkutsa da, Kai-liang sarıya boyattığı saçlarının ve Ray Ban marka güneş gözlüğünün ablak çehresini hayli değerli kıldığını düşünüyordu.

Kai-liang büyük hazırlıklar yapmış, artı değerden kendisinin payına o ay düşenin büyük bir miktarıyla irice taşlı bir nişan yüzüğü alıp geri kalanıyla da romantik Amerikan parçaları terennüm eden bir grubu Pekin’in en işlek ve görkemli AVM’sinde kendisine eşlik etmeleri için kiralamıştı. Ne söyleyeceğini iyice ezber ettikten sonra, güvenini yerine getirmek için de en ünlü İngiliz mağazasından hafif tombul bacaklarını ortaya çıkaracak enternasyonal turuncu bir pantolon ile armut yeşili bir ceket, içine de jinekomastisini bütün görkemiyle gözler önüne serecek krem zeminini türlü renkli çiçeklerin şenlendirdiği slim fit bir gömlek almıştı. Takımı bütünleyen koyu yeşil kordonlu Omega marka saati ve yine koyu yeşil pabuçlarıyla 10 bin dolarlık bir yatırımın kendince muhteşem bir ürünü olarak hazırlıklarını tamamlamıştı.

Kai-liang, Luo-ran’ın rahatlaması ve hayır demesi hâlinde kaybedeceklerini anlaması için ünlü mağazalarda onu alışverişe çıkarmış, sonra ise AVM’nin agorasında kendisini bekleyen grubun yanına götürmüştü. Çin’in yeni sınıfıyla başarısını paylaşmak isteyen Kai-liang üç ay önce tanıştığı Luo-ran’ı nasıl sevdiğini porselen şangırtısına benzeyen, heyecandan dolayı filin girdiği zücaciye dükkânındaki seslere dönüşen akıcı bir Çince ile anlattıktan sonra, Türk Kağanı karşısındaymışçasına diz vurarak son hamlesini yapmaya hazırlanmıştı.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here