8 büyüktür 3,6 milyar…

0
60

Haberaxi maceramın en lezzetli kısmı gündemin beni içine çekme telâşı; bazen uçuk haberler, bazen siyasî manevralar, bazen de akla gelmeyen ayrıntılar… Her ay yeni bir kurgu, yeni bir haber kovalıyorum. Bu telâş beni zinde ve diri tutuyor! Ayrıca derginin diğer yazarlarının aksine sigara içmeyen, küfürsüz kalem oynatan yönlerimle bendeniz, okurlarım tarafından takdir toplamayı bekliyorum.

Her sayıda yazı günümün sonunu bekliyorum, bunu biraz günceli yakalamak için, biraz da tembellikten yapıyorum, malûm haber yorumda güncel önemli, gerçi bizim derginin yazarları konuyu en erken yüz sene önceden başlatsa da, Haberaxi her zaman ânı yorumlar.

Geçen sayıda kısa kısa birçok habere yer verdim, bu sayıda ise birçok haberi içinde barındıran, 17-20 Ocak tarihleri arasında yapılan “Davos Dünya Ekonomik Forumu”nun çağrıştırdığı bir konuyu tartışmak istiyorum. Yüzden fazla ülkeden yaklaşık 3 bin siyasetçi, işadamı, bilim insanı ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katıldığı 47’nci Dünya Ekonomik Forumu, İsviçre’nin Davos kentinde yapıldı. Forum bu yıl, “Duyarlı ve Sorumlu Liderlik” başlığı altında düzenlendi. “One minute” çıkışının ardından ülkemiz için daha çekici hâle gelen Davos, her yönüyle dünya gündemini belirleyen bir etkinlik.

Davos’u konuştuğumuz günlerde sosyal medyaya bir resim yansıdı, bu resimde dünyanın en zengin sekiz iş adamının gelirinin dünyadaki 3,6 milyar insanın gelirine eşit olduğu gösteriliyordu. “Gelir adâletsizliği, yoksulluk, sömürü tek bir resim ile nasıl anlatılır” denilse, sanırım bu resmi gösteririm. Davos’da “Duyarlı ve Sorumlu Liderlik” diyerek çözüm aranan gelir adâletsizliği ve refah sorununun, yılda bir kere İsviçre kasabasında şarap içip senaryo üretmeyle çözülemeyeceği ortada. Çözülmeye çalışıldıkça daha kötü sonuçlar veren gelir adâletsizliği paradoksu benim kaleme alacağım tespitlere de muhtaç değil. O hâlde hep birlikte fakirliğimizle alay edelim. 8 insan evlâdının 3,6 milyar insan evlâdından nasıl daha zengin olduğunu anlayacak derinlikte olmadığımız için, resimde adı geçen işadamlarını mevcut fakirliğimiz ve kendi üslûbumuzla inceleyerek konuya farklı bir boyut katalım.

1- Bill Gates: Çocukken en fazla istediğimiz şey Gates amcanın ürettiği bilgisayarlardan birine sahip olabilmekti. Hatta üzerine ne espriler yapardık, “Ortak camı kapatır mısın, Windows açık da, ceryan yapmasın!” Gençliğe adım attığımız günlerde Gates amcanın “Messenger”ı ile aşklar yaşamadık mı? İtiraf edin… Hele kameralı görüşmeyi geliştirdiğinde… Ah Gates ah, yatacak yerin yok! On binlerle ifâde edilen bir çalışan kadrosuyla dünyadaki yüze yakın ülkeden fazla hasılat üreten Gates’e saygılarımızı gönderiyoruz.

2- Amancio Ortega: Fenerbahçeli okurların bir an içi cız etmiştir. Şu an duyar gibiyim, “En büyük talihsizliği Lorant ile aynı döneme denk gelmesi oldu” der gibiler. Rahat olun, bu sizin efsane Ortega değil, Zara, Massimo Dutti, Osyho gibi markaların kurucusu olan Ortega…  Gerçi Aziz Başkan Fenevbahçe için gerekiyorsa Avrupa’nın en zengin insanı olan Ortega’yı da transfer eder. Bu amcamızın markası Türkiye’ye ilk geldiğinde, “Türkücü Zara ne marka yapmış be!” şeklinde bir şaşkınlık yaşamamış değilim. Sonradan anladım ki bizim Zara ekmeğindeymiş, bu Zara Ortega’nın imparatorluğunun bir parçasıymış. Gerçi Zara eski Zara değil, geçen sefer aldığım pantolonda oluşan sıkıntıyı kabul etmediler, o yüzden artık kendilerinden ürün almamaya karar verdim. Bu kararımdan sonra sanırım Ortega’nın zenginlik endeksindeki yeri değişecektir. Doksan binin üzerinde çalışanı olan Ortega, dünya hasılatının yaklaşık %7’sine hükmediyor.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here