Sevdim Seni Bir Kere: Sanatta Sevgi ve Saygı İkilemi Üzerine…

0
4

İki farklı coğrafyada, iki farklı kültürün dünyasına ait, iki farklı tarihi eser yakın zaman içinde yandı. Notre Dame Katedrali ve Tebriz Çarşısı. Paris şehrinde sakin sakin akan Seinne Nehri kıyısındaki Notre Dame Katedrali’nin yanışını dünya şahit oldu. Tarihi İpek Yolu üzerindeki Tebriz Çarşısı’nın yanışını da çaresizce seyrettik. Tarihin tanıkları eserlerin tahrip oluşu, komplo teorileri de dâhil olmak üzere bir çok konuda ikilikler yarattı. Üzülenler oldu. Üzülmeyenler oldu. Üzüntü konusunda tartışmalar oldu. O noktada şarkıda dediği gibi “Zorunda mıyım?” diye soranlar da oldu.

Genel kabul tüm sanat eserlerini, tüm kültürleri ve tarihin parçası olmuş medeniyetleri sevmenin bir zorunluluk olduğu yönündedir. Bu zorunluluk, insan olma hassasiyeti ve/ve ya entellektüel birikim ile ilişkilendirilir. Bu kabulün sorunlu yanı, “sevgi” duygusunun tabiatını görmezden geliyor olmamız. “Sevgi”, garip bir duygudur. Bir kişiyi, bir yeri ya da bir nesneyi severiz ve çoğu zaman neden sevdiğimizi bile bilmeyiz. “Sevgi” bir zorunluluk değildir. “Sevgi” bir tercihtir. Ve “sevgi” akıldan ayrı tutulup, kontrolsüz bırakıldığında tahrip gücü yüksek bir duygu hâline dönüşebilir.

Yazının devamı Ayarsız dergisinde

Ayarsız dergisini kitapçılardan edinebilir veya Abonelik formunu doldurarak adresinize getirtebilirsiniz.

PAYLAŞ
Önceki İçerikTutsak
Sonraki İçerikKABAKUVVET

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here